Göç Çocukları Raporu
 
ÇOCUK VAKFI'NIN HAZIRLADIĞI RAPORLAR


II) GÖÇ ÇOCUKLARI RAPORU
(1 Kasım 1996)

Çocuk Vakfı, Doğu Anadolu Bölgesinde Göçe Maruz Bırakılan Çocuklar (Van Örneği) raporunu yayınladı.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ahmet Bilgili'nin hazırladığı raporda göç, çocuk merkezli yaklaşımla ilk defa ele alınıyor.
16 sayfalık raporun özetini sunuyoruz.
- Köyüne geri dönmek ister misin?
- İsterim
- Neden ?
- Orada elma var, ceviz var..
- Burada yok mu?
- Var ama.... Para ile...
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da aileler çok çocuklu bir yapıya sahip olduğundan göç eden nüfusun yarısından fazlasını çocuklar oluşturuyor. Göç veren ve göç alan yerleşim yerlerinin yakalandığı bu göç dalgasında en büyük ve kalıcı zararı hiç şüphesiz ki çocuklar gördü ve görmeye devam ediyor. Göç sırasında yaşananlar çocukların hayatları boyunca izlerini taşıyacakları acılar oluyor. Kendilerini dış etkilerden koruyamayacak yaşta olan çocuklar göçten çok yönlü etkileniyor. Rapor bu etkileri beş ana başlık altında değerlendiriyor:
I) Değişen Doğal ve Toplumsal Çevre
Göç sonucu çocuklar doğal ve toplumsal yeni bir çevre ile karşı karşıya kalmışlardır. Öncelikli sorun barınmadır. Göçe maruz kalan çocukların çoğunluğu önce çadırlarda yaşamış daha sonra iskan yerlerine dönüştürülen ilkel uygunsuz mekânlara yerleştirilmişlerdir. Göçün bütün zorluklarını yaşamakla birlikte iki defa doğal ve toplumsal çevre değiştirmek gibi bireysel ve sosyal şoku da birlikte yaşamak zorunda kalmışlardır.
II) Aile
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da aileler çok eşli ve çok çocuklu bir yapıya sahiptir. Van'da bulunan göçerlerin çocuk ortalaması 6.6 olarak belirlenmiştir. Özellikle kamplarda aileler çok sıkışık bir biçimde yaşamaktadır. Yakın akraba 2 veya 3 aile aynı konutta yaşamak zorunda kalmıştır. Bu, aynı mekânda 20-25 kişilik nüfusun birarada yaşaması anlamına geliyor. Çocuğun gelişiminde ailenin ve çocuk mekân ilişkisinin ne kadar önemli yer tuttuğu gözönüne alınırsa olayın etkileri daha iyi kavranabilir.
III) Ekonomik Güçlükler
Göçe maruz bırakılan aileler ekonomik açıdan çökmüştür. Tek geçim kaynakları olan hayvancılık bölgede yaşanan terör yüzünden yok olma noktasına gelmiş bulunuyor. Ailenin karşı karşıya olduğu sıkıntılar aynen çocuklara yansıyor. Bu nedenle, çocuklar küçük tezgahlarda satıcılık, ayakkabı boyacılığı, kâğıt toplama gibi işlerle aile bütçesine katkı sağlıyor. Alan araştırmasına katılanlar, "çocuklarınızın çalışarak size para getirmesini ister misiniz?" sorusuna gönüllü ya da zorunluluktan da olsa %65 gibi yüksek bir oranda "evet" cevabını vermişlerdir. Bunun yanında "şu anda geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?" sorusunu "hiç iş bulamıyorum" şeklinde cevaplayan 252 göçerin %15'i "çocuklardan çalışanların kazandığı para ile" biçiminde ifade etmişlerdir. Göç çocukları, eğitim çağında eğitimden uzak kalmakta, en doğal hakları olan çocukluklarını yaşayamadan büyüyorlar. Ve çocuk yoksulluğu her geçen gün çepeçevre göç çocuklarını kuşatıyor.
IV) Sağlık
Göç çocukları, büyüme ve gelişme bozuklukları içinde büyüyor. Çocuk ölümlerinin yüksek olduğu bölgede göçle birlikte gelen çocuk ölüm oranları daha da yükselmiş durumda.
V) Eğitim
Göç çocukları sağlık hizmetleri yanında eğitim hizmetlerinden yeterince yararlanamıyor. Okula hiç devam etmeyenlerin oranı %26. Yapılan araştırmaya göre göç nedenleri arasında "Çocukların eğitimi" hiç yer almıyor. "Göç etmenizde aşağıdaki faktörlerden hangisi etkili oldu?" sorusuna "Çocukların iyi eğitimi" bir seçenek olarak sunulmasına rağmen hiçbiri tarafından tercih edilmediği görülmüştür.
Bütün olumsuzluklara rağmen verilen eğitim hizmetinden yeterince sonuç alınamıyor. Ailenin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik ve psikolojik koşulların getirdiği gerginlik öğrenciye yoğun olarak yansımaktadır. Bu ise göç çocuğunun bütün ilişkilerinde bir anlamda belirleyici ve yönlendirici olmaktadır. Resmi kurumlar güç koşullarda da olsa eğitimi kamplara taşımalarına rağmen eğitim hizmeti verilen sınıflar son derece elverişsiz durumdadır. Çocuklar eğitim araç ve gereçlerinden yoksun olduğu gibi barındıkları mekânların konumu ve ailenin kalabalığı açısından da ders çalışma imkânları bulunmamaktadır.

GÖÇ ÇOCUKLARI İÇİN ÖNERİLER
Göçe maruz bırakılan aileler/çocuklar bugün için çok boyutlu bir sorun haline gelmiştir. Göçün çocuklar üzerindeki etkilerini azaltmak için öneriler:
1) Göç olayından en çok etkilenen çocuklar olduğu için bu konuda politikalar belirlenirken çocuk unsuru öncelikli olarak gözönünde bulundurulmalıdır. Çocukların ve haklarının korunması konusunda bir kamusal ahlâk oluşturmada acele davranılmalıdır.
2) Göç, çocuklara anlatılmalı, psikolojik açıdan uğradıkları yıkıma ilk tedbir olarak onların rehabilite edilmeleri sağlanmalıdır.
3) Göç politikaları aile odaklı çocuk merkezli bir yaklaşımla ele alınmalı, ailenin güvenliği sağlanmalıdır.
4) Göç çocuklarının eğitimleri iyileştirilmelidir.
5) Terör nedeni ile kimsesiz kalan çocuklar himaye altına alınmalıdır.
6) Çocukların hırsızlık ve dilencilik eğilimlerini artıran olumsuzluklar üzerinde ısrarla durulmalıdır.
7) Çocuklar bu bölgelerimizdeki sorunun en duyarlı parçasıdır. Eve dönüş başlayıncaya kadar çocukların yanında taraf olacak şekilde Göçe Maruz Kalmış Çocuklar için Acil Eylem Plânı hazırlanmalıdır.