Zorunlu Göç Ailesi Raporu
 
ÇOCUK VAKFI'NIN HAZIRLADIĞI RAPORLAR


I) ZORUNLU GÖÇ AİLESİ RAPORU
(25 Kasım 1997)


Çocuk Vakfı, Doğu Anadolu Bölgesinde Göç Olgusunun Sosyolojik Çozümlemesi-Van Örneği raporunu hazırladı.
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ahmet BİLGİLİ'nin hazırladığı 25 sayfalık raporun özetini sunuyoruz.
Bilindiği gibi genelde Türkiye, özelde Doğu ve Güneydoğu Anadolu son on üç yıldır PKK terörü nedeni ile düşük yoğunluklu bir savaş ortamında yaşıyor. Son üç yılda ise bu ortamın sebep olduğu bölge kırsalından bölge kentlerine doğru yoğun bir göç olayı gündemde. Can güvenliğinden dolayı oluşan bu göç hareketi sonucu meydana gelen bölgedeki yeni durumun göstergelerini ne yazık ki sadece tahmin edebiliyoruz.
Bölgede iki türlü göç olayı yaşanmaktadır. Birincisi; büyük ölçüde can güvenliğinden kaynaklanan fakat kendi iradeleri ile diledikleri doğu kentine göç edenler. İkincisi ise, devletin güvenlik stratejileri gereği özellikle sınır bölgelerinden göç ettirilenler. Zorunlu göçe tabi tutulan bu aileler topluca göç ettiklerinden resmi kurumlar tarafından ya kullanılmayan yapıların dönüştürülmesi sonucu elde edilen mekanlara ya da inşaat malzemesi verilerek yapılan konutlara yerleştirilmişlerdir.
İşte zorunlu göçe tabi tutulan 334 hane halkı reisi ile yapılan çalışmada göç sonucu ailelerin karşılaştıkları problemlere ve çözüme yönelik öneriler belirlenmeye çalışılmıştır.
Araştırmaya katılanların %98'i köy ve mezradan göç etmiştir. Ve %97'si göçün en son çare olduğuna inanmaktadırlar. Göç, büyük bir oranda topluca gerçekleşmiştir. Diğer bir deyişle parçalanmış aileler genelde bulunmamaktadır (%91). Göç edenler göç öncesi sosyo ekonomik durumların~n kendi kendine yeterli ve bugünden daha iyi olduklarını ifade etmişlerdir. Göç nedeni %99 oranla "can güvenliği" olarak görülmektedir.
Bugün göç edilen kentlerde %88 oranında geçici işler bile bulunamamaktadır. Göç edenler piyasayı düşürdükleri gerekçesi ile yerli halk tarafından iş bulma konusunda tepki görmektedirler.
Göçenlerin %79'u valilik, yerel yönetimler ve gönüllü kuruluşların desteği ile geçimlerini sağlamaktadırlar. Çocukların çalışması ile geçimlerini sağlamayı düşünenlerin oranı ise %64'tür. Göçenlerin barındıkları mekanlar uygunsuz ve çok kalabalık olduğundan ailesel fonksiyonların birçoğu yerine getirilememektedir. Bu da ailede bir gerginliğin ve huzursuzluğun oluşmasına yol açmaktadır. Dolayısı ile temel sorunlar aile düzeyinde yaşanmaktadır. Bu yüzden göçenlerin problemlerine aile odaklı çözümler üretilmelidir.

AİLELER İÇİN ÖNERİLER
1. Bugün ailelerin en önemli problemi işsizliktir. Diğerleri büyük ölçüde bunun bir uzantısı ve yansımasıdır. Bu yüzden öncelikle ve özellikle bu problemin çözümüne yönelik tedbirlerin acilen alınması gerekir. Bu bağlamda kadınlar da tabiatlarına uygun mesleklerde üretken hale getirilmelidir.
2. Aile reislerinin büyük çoğunluğu geçimlerini resmi kurumların ve gönüllü kuruluşların desteği ile sağlamaktadırlar. Bir an önce aile reisleri onurlarını da ilgilendiren bu durumdan kurtarılmalıdır.
3. Göçenlerin büyük oranda barınma sorunları bulunmaktadır. Aynı mekânda yakın akraba da olsa bir kaç ailenin birarada bulunması ve bir takım ailesel fonksiyonların yerine getirilememesi ebeveyn üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Bu gerilim diğer aile üyelerine ve ilişkilere de yansıyacağından önleyici tedbirler alınmalıdır.
4. Gelecek kuşakların göçün olumsuz etkilerinin getireceği yıkım ve acıları yaşamaması için göçün zihinlerde yarattığı etkilerin aile üyelerinden silinmesi zorunludur. Bu nedenle aile üyelerinin uğradıkları yıkıma ilk tedbir olarak rehabilite edilmeleri gerekmektedir.
5. Hangi koşullarda olursa olsun eğitimin başlaması ve devam etmesi gelecek için bir zorunluluktur. Aile reisleri çocukların eğitiminin önemi konusunda duyarlı hale getirilmelidir.
6. Göçenler genelde toplu olarak göç ettikleri için parçalanmış aileler sorunu bulunmamaktadır. Bu sebeple problemlerin çözümünde geliştirilecek politikaların aile odaklı bir yaklaşımla ele alınması bir zorunluluk olarak görülmektedir. Aile kurumunu kuvvetlendirici yerel ve özgün tedbirler alınmalıdır.
7. Araştırma sonuçlarına göre aile reislerinin %68'i okuma-yazma bilmemektedir. Problemlerin çözümünde altyapı teşkil eden bu durumu ortadan kaldırmak için gerekli tedbirler acilen alınmalıdır.
8. Göçer ailelerinin bulundukları kent halkı ile bütünleşmesi için tedbirler alınmalı ve bu tedbirler psiko sosyal çalışmalarla desteklenmelidir.
9. Göçer ve yerli aileleri kaynaştırma çalışmalarında ayırıcı öğeleri gündeme getirmekten mümkün olduğunca kaçınarak bölgenin toplumsal yapısında son derece fonksiyonel olan "din" unsuru gibi birleştirici ve kaynaştırıcı öğeyi gündeme getirmeye ve tutmaya konunun hassasiyeti açısından özen gösterilmelidir.
10. Zorunlu göçe maruz kalan ailelerin kendi istekleri doğrultusunda evlerine geri dönüş çalışmaları biran önce başlatılmalıdır.
11. Geri dönemeyecek durumda olacak aileler için yeni mahalleler kurularak göç istasyonlarından kurtarılması için yeni yerleşim acil eylem planı hazırlanmalıdır.
12. Zorunlu göç, ailenin mahremiyetini zedelediği gerçeğinden hareketle, zorunlu göçe maruz kalan göç ailesinin sorunlarını yalnızca ekonomik değerlendirmelerle açıklamak yanlışının ortadan kaldırılması gerekir. Buna yönelik çalışmaların merkezine sevgi ve şefkati yerleştirmek için sosyal çalışmalara başlanılmalıdır.