Çocuklar İçin Şefkate Çağrı Kampanyası
 
ÇOCUK VAKFI KARNESİ

ÇOCUKLAR İÇİN ŞEFKATE ÇAĞRI KAMPANYASI
(22 Ocak - 31 Aralık 1997)



KAMPANYANIN SUNUŞU


Çocuğa verilen değerin anlamı hızlı bir şekilde aşınıyor. Geleneksel toplumlarda çocuk, çocukluğunu yaşarken bir tad alabiliyordu. Günümüz çocuğunun bu şansı azaldığı gibi kent çocukları yasaklanmış alanlarda çaresizlik içinde büyümek zorunda kalıyor. Daha önemli bir noktayı açıklamak gerekir: Çocuğa verdiğimiz değerin hangi göstergelere dayandığını bilmiyoruz. Çocuğa ait bilgiyi yeterince kullanamıyoruz. Çünkü henüz hiçbir çocuk
göstergemiz yok. Bu nedenle ülkemizde terörden etkilenen çocuk göstergelerine sahip değiliz. Türkiye'de terör kaynaklı çocuk acıları her geçen gün katlanarak çepeçevre etrafımızı kuşatıyor. Bebekler kurşunlanıyor, çocuklar yakılıyor, kadınlar, yaşlılar ve masum insanlar terörün kurbanı oluyor. Terör kanla besleniyor. Terör, çocukların çığlığı yükseldikçe büyüyor. Terör Türkiye'nin geleceğini tehdit ediyor.

Son on üç yıl boyunca ülkemizde yaşanan düşük yoğunluklu savaşın henüz adı konmamış olsa da esas odağı aile ve çocuktur. Geçen zaman içinde terörün sonuçları çocuk merkezli duyarlıklar açısından gündem dışı kalmıştır.

Can güvenliği nedeni ile hızlanan göç hareketleri Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da 6 milyon bölge nüfusunu ve göç alan şehirleri etkilemiş bulunuyor. Türkiye terörü aşmak zorundadır.

Türkiye evimizdir. Irk ve sınıf yaklaşımı olmayan, bütünlükten yana anlayışı esas alınarak, bu vahşi terörü ortadan kaldıracağının niyet ve iradesi, yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklarımız adına daha kararlı bir şekilde ortaya konulmalıdır. Doğu ve Güneydoğu'da görüntüde yalnızca terörün gösterilmesi yanıltıcıdır. Türkiye'nin bu bölgesinde, siyasal uzantılarında dünya aktörlerinin yer aldığı bir hesap görülüyor. Çekiç Güç'ün bölgeden çıkarılması vazgeçilmez ilk şart olmalıdır. 20 yıldır süren olağanüstü halin kaldırılması, bölge insanının güven duygusunu kazanması bakımından en meşru insanî hakkıdır. "Olağanüstü hal çocukları" bütün çocukluk haklarına kavuşmadıkça Türkiye Evi'nin çocuk sevinçleri eksik kalacaktır.

3 milyonu aşkın çocuğun topluma kazandırılması, toplumsal barışın sağlanması için çocuk yüzlü bir yolculuğa çıkmak gerekiyor. Türkiye'nin en acil sorunu çocuk sorunudur. Çocukluklarından hergün bir parça çaldığımız sevgili çocuklarımızdan özür dileyerek, Çocuklar İçin Şefkate Çağrı Kampanyası'na herkesin destek vermesini diliyoruz.

Mustafa Ruhi Şirin
Çocuk Vakfı Başkanı


TERÖRÜN TÜKETTİĞİ ÇOCUKLUK


Türkiye son on üç yıldır PKK terörü nedeni ile düşük yoğunluklu bir savaş ortamını yaşıyor. Can güvenliğinden dolayı hızlanan göç hareketleri 6 milyon bölge nüfusunu ve göç alan şehirlerini etkilemiş bulunuyor. Göçün getirdiği toplumsal hareketler, göçün nedenleri, toplumsal çevre değişiminin etkileri, göçe dayalı oluşan problemler ve göç sürecindeki oluşumların neler olduğu henüz bilinmiyor. Nüfus hareketleri, ekonomik eğilimler, insan hakları boyutu ve sosyal psikoloji açısından göçün ortaya çıkardığı göstergeler de mevcut değil. Herkesin bildiği ise, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki coğrafi alan içinde hızlı bir göçün yaşanmakta olduğudur.

Son üç yıl içinde büyük ölçüde "zorunlu göç" tanımına giren bu hareketlilik sonucu bölgenin toplumsal yapısı değişmiş, demografik hareketlilik şehir merkezlerinde ve saçaklarında nüfus yoğunluğuna neden olmuştur. Can güvenliğinin sağlanamamış olmasından dolayı kendi iradeleriyle göç edenler ile zorunlu göçe tabi tutulanların toplam nüfusu ve nüfus hareketleri de tahmini olarak biliniyor. Bu alanda hazırlanmış raporlar ise duygusal, taraflı ve araştırmaya dayalı bilgilerden yoksundur.

Terör kaynaklı göçün mağdurlarını aile odaklı çocuk merkezli değerlendirmek gerekiyor.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da göçe maruz kalan aile odaklı çocuk merkezli eylem planında "Doğu Anadolu Bölgesinde Göç Olgusunun Sosyolojik Çözümlemesi-Van Örneği" ve "Doğu Anadolu Bölgesinde Göçe Maruz Bırakılan Çocuklar Raporu"ndaki (*) bilgilerden yararlanılacaktır.

Bu iki bölgemizin zorunlu göçe dayalı sosyolojik araştırmaları henüz yapılamamıştır. Sosyal bilim alanlarında hazırlanacak araştırmaların bilgi veri tabanı esas alınarak düzenlenecek göstergeler sayesinde toplumsal aklın harekete geçirilmesinde bu araştırmaların önemli rol oynaması mümkün olabilecektir.

Van örneğinde "niçin göç ettiniz" sorusuna %97'si "göç etmek zorundaydık" cevabını vermiştir. Göçe etki eden en önemli faktörün ise %51 oranında "Can Güvenliği" olduğu ortaya çıkmıştır.

Göç yalnızca göç edenlerin değil aynı zamanda göç istasyonlarında yaşayan insanların da sorunu haline gelmiştir.

Göç istasyonu haline gelen şehirlerde etnik ayrımcılığın eşiğine gelindiği araştırma sonuçları arasında yer alıyor. En yoğun nüfus alan göç istasyonu ise Diyarbakır'dır: %60'ı köy, %35'i kaza, %5'i çevre illerden göç alarak, 1990'da 381 bin olan nüfusu 1.5 milyona ulaşmış bulunuyor. Göçün en tehlikeli boyutu ise diğer şehirlere yönelmesi. Yine göçün en önemli sonuçlarından biri de şehir nüfusunun göç etmeye başlaması olarak açıklanabilir. Köy nüfusunun şehirlere kayması sonucu şehir kültürü ortadan kalkıyor, şehirler büyükköylere dönüşüyor. Bu yönü ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde toplumsal sorunların kaynağı terördür ve göç terörün bir sonucudur.

Ancak bölgedeki göçün nedeni yalnızca terör değildir. Çünkü terör kaynaklı göçten önce de bu bölgelerimizde göç olgusu yaşanıyordu. Yine de teröre dayalı olarak son 5 yıldır hızlı bir artış gözleniyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da 1985-90 arası göç oranı %5 iken, 1990-1995 arası %9'a yükselmiştir.

Türkiye hane halkı ortalaması 4.4'tür. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da ise hane halkı ortalaması 7.7'dir. Hane halkı reislerinin %68'i okur-yazar değildir. Yapılan araştırmada, göçe sebep olan faktörler arasında "çocukların daha iyi eğitimi" yer almıyor. Van Örneğinde, ailelerin %15'i çalışan çocukların kazandığı para ile geçimlerini sağlıyor. Okul çağına gelmiş çocukların %26'sı okula gitmiyor. Göçün yaşandığı bölgelerde eğitim hizmetleri kamplara taşınmış olmasına rağmen, eğitimin niteliği ve başarı oranı çok düşük düzeyde. Ek sınıflar açılarak veya sınıf ortalaması yükseldikçe eğitimin amacına ulaşması mümkün olamıyor. Eğitim araç ve gereçlerinden yoksun olmaları yanında barındıkları mekânlarda ders çalışma imkânları ya hiç yok, ya da çok sınırlı. Göçe maruz bırakılan çocuklar oyun alanlarından da mahrum büyüyor. Okul saatlerinde kovalamaca dışında oyun oynamadıkları gözlemlenmiştir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşanan göç, kırsal alandan kentsel alana doğru bir göç değil, bölge insanının zorunlu bir eylemidir. İki bölgenin şehir yapısı hızla değişmiş, göç şehirleri de etkilemiştir. Hane halkı ortalamasının (7.7) yüksekliği nedeni ile nüfusun yarısından fazlası çocuk nüfusundan oluşuyor. 20 yıldır süren ve "olağanüstü hal çocukları"nı en geniş boyutları ile etkileyen bu süreç sırasında çocukların kendilerini güven içinde hissetmeleri mümkün olamıyor. Zaten çocuklar olağanüstü halin ve göçün anlamını bilmiyorlar. Bu yönde çalışmaların yapılamamış olması hâlâ bir eksiklik olarak görülmüyor. Göçe maruz kalan çocuklar tedirginlik içinde, güven duyguları zedelenmiş bir psikoloji ile büyüyor. Çocuk doğduğu, büyüdüğü, tanıdığı ortama alışır ve benimser. Tanıdık ortamlarda kendisini güven içinde hisseder. Büyüdükleri doğal ve toplumsal çevreden kopmaları halinde yeni ortama alışmalarında yardıma ihtiyaç duyarlar. Zorunlu göç sırasında ve sonrasında çocuklara bu yönde rehabilite hizmeti verilememiştir.

Göç aileyi kökten sarsmıştır. Birkaç ailenin yaşadığı ortamlarda ailenin çocuğa gereken ihtimamı göstermesi mümkün olamamıştır. Bu, herşeyden önce ailenin yaşadığı mekân olarak evle, ekonomik dengenin bozulması ile de yakından ilgilidir. Göç ailenin mahremiyetini zedelemiş, aileyi vurmuştur.

Göç eden aile çaresizlik içindedir. "Çocuklarınızın çalışarak size para getirmesini ister misiniz?" sorusuna %64'ü evet cevabını vermiştir. Göç nedeni ile çocuğun fiziksel güç olarak aileye katkısının olması zorunlu hale gelmiştir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da göçe dayalı olarak aile ve çocuk göstergeleri hâlâ bilinmiyor. Bölgedeki üniversitelerin ilgisizliği de şaşırtıcı olmaya devam etmektedir.

Toplumsal gerginlik içinde büyüyen çocukların mutlu bir çocukluğu yaşayabilmesi adeta imkânsızdır.

Aile reisinin çocuğa bakışı ise "gelir kaynağı" şeklinde özetlenebilir. Yoksulluk ailenin bütün sosyal ve ekonomik dengelerini alt üst etmiştir. Türkiye genelinde "çocuk yoksulluğu"nun "zorunlu göç" öncesinde de kriz bölgeleri %30 oranı ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizdi.


ACİL ÇOCUK EYLEM PROGRAMI


AMAÇ
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde terör nedeni ile zorunlu göçe maruz bırakılan veya kendi iradeleriyle göç eden ailelerin içinde bulundukları ortamı çocuk merkezli bakış açısına göre belirleyerek acil eylem programı çerçevesinde "ÇOCUKLAR İÇİN ŞEFKATE ÇAĞRI" başlığı altında Türkiye genelinde kampanyaların düzenlenmesi. Terörün sonuçlarından etkilenen çocukların sahiplenilmesi için Türkiye'nin harekete geçirilmesi. Başta sivil toplum kuruluşları olmak üzere, meslek ve ticaret odaları ve yerel yönetimlerin kampanyalar düzenleyerek sürekliliğin sağlanması.

YÖNTEM
Yasal çerçeveler içinde "Çocuklar İçin Şefkate Çağrı Kampanyası"nın kamuoyuna duyurulması. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki illere diğer illerin düzenli olarak yardımının organize edilmesi. Toplumumuzda varolan yardımlaşma ve dayanışma duygusu ve gönüllü işbirliği ortamının harekete geçirilmesi. Ayni ve nakdi yardımın esaslarının ve yardım toplama merkezlerinin yasal çerçeveler içinde kamuoyuna duyurulması.

SÜRE
"ÇOCUKLAR İÇİN ŞEFKATE ÇAĞRI Kampanyası", terör mağduru çocukların acılarının bittiği, mutlu bir çocukluğu yaşamaya başlayacakları ve göç eden ailelerin evlerine kendi arzuları ve güven içinde dönecekleri güne kadar sürecek.

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURULUŞLAR
Sivil toplum kuruluşları, meslek ve ticaret odaları, valilikler, yerel yönetimler, medya kuruluşları.

KAMPANYANIN YARDIM KAPSAMI
"ÇOCUKLAR İÇİN ŞEFKATE ÇAĞRI Kampanyası" süresince:
a) Eğitim Malzemesi (kitap, defter, kalem, çanta) ve eğitim bursu,
b) Giyecek (özellikle kışlık giyecek, ayakkabı, önlük),
c) Sağlık yardımı (sağlık taramaları sırasında kullanılacak ve tedaviye yönelik ilaçlar),
d) Çocukların sağlıklı beslenmelerine yardımcı olmak üzere gıda yardımı yapılacaktır.

ÖNCELİKLİ ŞEHİRLER SIRALAMASI
Hakkari, Şırnak, Van, Diyarbakır, Siirt, Tunceli, Bingöl, Bitlis, Mardin, Muş, Batman

GÖÇ ALAN ÖNCELİKLİ ŞEHİRLER
Diyarbakır, Mersin, Adana, Antalya, Gaziantep, İzmir, İstanbul, Ankara

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaklaşık 3 milyon çocuk, çocuk yoksulluğu sınırının altında büyüyor. Gelişme ve büyüme bozukluklarının temel nedeni ise beslenme yetersizliği olarak gösteriliyor.

Her çocuk güzel bir dünyada yaşama hakkına sahiptir. Çocuk yoksulluğu sınırının altında büyüyen çocukların yaşama hakları ellerinden çalınmıştır. Çocuğun aileye gelir getirmesi gereken fiziksel bir güç olmaktan kurtarılması gerekir.

Göç çocuklarının işledikleri suçlarda artış gözleniyor. Şiddet eğilimleri artıyor. Çocuklara karşı işlenen suçlar da giderek çeşitleniyor.

Katledilen çocuk fotoğraflarına bakmaya tahammül edemiyoruz. Terörün bu vahşi boyuta ulaşmasında çocukların hiçbir suçu yoktur. Ve çocuklar en iyi şeylere layıktır. Terör kurbanı 3 milyon çocuğa borçlu kaldık. Bu borcu ödemek bir insanlık görevidir.

Terörün çaldığı çocukluğu çocuklara iade etmek için şefkat çağrısına içimizdeki çocuğun sesini katmalıyız. Bu amaçla "Türkiye Gönüllü Çocuk Hareketi"nin öncülerini çocuk yüzlü yolculuğa çağırıyoruz.

ÖNERİLEN PROGRAM


Her ailenin güvenlik içinde evine döneceği güne kadar Çocuklar İçin Acil Eylem Programı öneriyoruz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bütün il ve ilçelerde uzmanların ve sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile Çocuk Merkezleri kurulmalıdır.

Acil Çocuk Eylem Programı'nın amacı, terör nedeni ile göçe maruz kalan çocukların içinde bulundukları durumu belirleyerek, eğitim, sağlık, hukuk, kendilerini ifade etme ve bütün çocuk haklarından yararlanmalarının sağlanması.

1) Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da, şehirlerin toplam çocuk nüfusunun ve göçe maruz kalan çocuk nüfusunun demografik haritasının hazırlanması.

2) Göçün çocuklar üzerindeki etkilerini gidermek amacı ile göçün ne anlama geldiğinin çocuk psikologları, çocuk refahı uzmanları ve eğitim kuruluşlarının işbirliği ile çocuklara anlatılması. Ailenin, içinde bulunduğu psikolojik ortamı kavramasına yardımcı olmaya çalışırken aile odaklı çocuk merkezli rehabilite çalışmalarının sürdürülmesi.

3) "Olağanüstü hal çocukları"nın içinde bulundukları sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu anlatmak amacı ile rehabilite çalışmalarının gündeme alınması.

4) Sağlık hizmeti alması gereken çocukların sağlık eylem plânının il ve ilçeler düzeyinde hazırlanarak aşı programının acil olarak uygulanması. Beslenme yetersizliğinden dolayı gelişme ve büyüme bozukluğu içindeki çocuklara gıda ve ilaç yardımının ücretsiz yapılması.

5) Okul çağına gelen çocukların eğitime katılma oranları, 1800'ün üzerinde kapatılan okullardaki öğrencilerin eğitim durumlarını belirten göstergelerin düzenlenmesi. Okur-yazar oranının yükseltilmesi amacı ile acil eğitim programının düzenlenmesi.

6) Gelişme ve büyüme çağı çocuklarının psikolojilerine uygun olarak en evrensel çocuk hakkı olan din kültürü eğitimi ve öğretiminin duyarlı bir şekilde yerine getirilmesi.

7) Küçük yaşlarda çalışmak zorunda kalan çocukların iş ve sağlık güvencelerinin yasal çerçeve içinde uygulanması.

8) Terör nedeni ile suça, şiddete, hırsızlık ve dilenciliğe itilmiş veya eğilimleri artmış çocukların kurtarılması amacı ile sosyal çalışmaların başlatılması.

9) Özürlü çocuklara yönelik hizmetlerin acil eylem plãnı kapsamına alınarak Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar Kanunu'ndan yararlanmalarının sağlanması.

10) Çocuğa karşı işlenen suçlarda yasal işlemlerin geciktirilmeden yerine getirilmesi.

11) Oyun, çocuğun ihmal edilemez hakkıdır. Göç alan şehirlerin saçaklarında sıkışan çocukların oyun alanlarına kavuşturulması.

12) Çocuk yoksulluğunun sosyal, kültürel, ekonomik ve hukukî yönlerini dikkate alarak zorunlu göçten etkilenen ailelerin evlerine dönünceye kadar sosyal güvenlik kapsamına alınması.

13) Her iki bölgemizde kimsesiz çocukların belirlenerek Çocuk Esirgeme Kurumu'nun kreş, yuva ve yurtlarına yerleştirilmesi.

14) Türkçe'nin "resmî dil" olması ilkesinden feragat edilmeksizin, Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 17, 29 ve 30. maddelerine konulan çekincenin kaldırılarak, ana dil hakkının en doğal çocuk hakkı olduğunun tartışma konusu olmaktan çıkarılması.

15)Kimsesiz ve göç kurbanı çocukların eğitim, barınma, beslenme, sağlık, güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak ve Türkiye genelinde çocuk yoksulluğu sınırının altındaki çocuklara tahsis edilmek üzere Türkiye Çocuk Fonu'nun acilen kurulması.

KAMPANYANIN SONUCU


Çocuk Vakfı'nın 22 Ocak 1997 tarihinde başlattığı Çocuklar İçin Şefkate Çağrı Kampanyası'nda toplanan yardımlar 2 Aralık 1997 tarihinde Sultanahmet'ten Diyarbakır'a gönderildi. 43 bin 200 adet kurşun kalem, 15.308 adet defter ve İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü'nün evsahipliğinde toplanan 30 bin İlköğretim ve Lise ders kitabı ile eğitim gönüllüsü Celâl Koçak'ın topladığı 4 bin ders kitabı, silgi, kalemtraş, suluboya, kuruboya, çanta, önlük türü yardımlar yanında 1600 çocuk giyeceği ile 95 İlköğretim okulunda okuyan göç çocuğunun eğitim malzemesi ihtiyacı karşılandı.

XV. Vakıf Haftası çerçevesinde İstanbul İl Millî Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü yetkilileri, Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi Şirin ve Türkiye Çocuk Hareketi öncülerinin katıldığı törende gemici fenerleri ile yardım konvoyu uğurlandı.