Çocuk Hakları Okulu
 

Çocuk Hakları Okulu Projesi

Yakında 2 milyar 700 milyon çocuğumuz olacak.

Yeni bir "çocuk" okuması için düşünce sancıları çekmeye ve çocuk'ta buluşmaya hazır mısınız?

Çocuk Vakfı, duyarlı aydınları, çocuk gerçeğinde ve çocuk'ta buluşmaya davet ediyor.

1990'dan beri Türkiye'de "sağlıklı" bir çocuk gündemi oluşturmak, çocuk konusunda duyarlılığı geliştirmek amacı ile faaliyet gösteren vakfımızın karnesine çocuk için hep "iyi şeyler" yazmaya çalıştık. Daha kurulduğu tarihte vakfımızın gündeminde bulunan ve hazırlık çalışmaları tamamlanmak üzere olan Çocuk Hakları Okulu 20 Kasım'da açılıyor. Hedefimiz, duyarlı aydınları çocuk gerçeğinde ve çocuk'ta buluşturmak.

Ülkemizde ve dünyada yüz milyonlarca çocuğun haklarının ihlal edildiği bir yüzyılın sonunda, çocuğa ve çocukluğa bakışın yeniden ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü dünyada mutlu bir çocukluk yaşanamıyor, çocukluk tüketiliyor ve kuşatılmış çocukluk birörnekleştiriliyor. Yeni çocukluğu keşfetmek ve yeni bir çocuk okuması yapabilmek için yeni bir çocuk alfabesine ihtiyaç duyuyoruz. Medeniyet merkezli çocuk bilgisi olmadan çocuk duruşunu ortaya koymamız mümkün görünmüyor.

Mutlu bir dünyanın ancak mutlu bir çocuklukla mümkün olabileceği gerçeği, "çocuk" kavramına yeni açılımlar getirmemizi zorunlu hale getiriyor. Çocuk Hakları Okulu, modern çocuk paradigmasının ve yüzyılımızın çocuk hakları kavrayışının yeniden inşaasını öngören dirilişçi yaklaşımı, kuruluş gerekçesi kabul ediyor.

Çocuk Hakları Okulu, ülkemizde ve dünyada çocuk haklarının en duyarlı takipçileri olacak Çocuk Entellektüelleri ve Öncülerini hazırlayacak çocuk merkezli bir eğitim yaklaşımıdır. 20 Kasım 1999'da başlayacak ve yaklaşık bir yıl devam edecek olan bu süreç, 4 dönemden oluşuyor: İnsanın Çocukluk Dönemi Hakları, Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin Açılımı ve Yorumu, Çocuk Hakları Gündemi, "Benim Haklarım Nerede?". İlk üç dönem yetişkinlere, dördüncü dönem ise çocuklara ve yetişkinlere yönelik bir program olacak.

Her biri alanında yetkinliğini kanıtlamış 40 uzman öğretim üyesi ve 50 katılımcıyla gerçekleşecek eğitim, konferans, tartışmalı toplantı, açıkoturum, interaktif toplantı ve grup çalışmaları biçiminde düzenlenecek.
Ayrıca Çocuk Hakları Okulu bünyesinde Çocuk Hakları Kütüphanesi ve Çocuk Bilgi Merkezi'ni de kurmayı planlıyoruz.

Sizi, bugüne kadar yaptığınız çalışmalar ve çocuk gerçeğine gösterdiğiniz duyarlılıktan dolayı, yeni bin yılın çocuk projesini birlikte geliştirebileceğimiz değerli aydınlarımızdan biri olarak görüyoruz.

Çocuk Hakları Okulu'nun katılımcılarından biri olmanız bizim için büyük onur olacaktır.
İlgilerinize çocuklar adına teşekkür ederiz.
En içten saygılarımızla...

Mustafa Ruhi Şirin
Çocuk Vakfı Başkanı


ÇOCUK HAKLARI OKULU

Çocuk Hakları Okulu, çocuk'ta ve çocuk gerçeğinde buluşmak amacıyla çocuk alanında düşünce sancıları çekmek amacına yönelik çocuksu bir duyarlılığa adanmış bir çabayı içeriyor. İnsan hakları temelinde insanın çocukluk dönemi haklarının doğum öncesi dönemden başlamak üzere yetişkin bir birey oluncaya kadar ve sonrasında mutlu bir çocukluğun yaşanması için çocuğun haklarını kültürel, sosyal, ekonomik ve hukuk çerçevesinde tanıtma, bilgilendirme ve davranışa dönüştürmeyi amaçlayan çocuklara ve yetişkinlere yönelik bir eğitim ve öğretimi gerçekleştirme projesidir.
Niçin böyle bir projeyi gündemimize aldık? Aslında çocuk ve hakları tarih boyunca hep gündemin ilk sırasında yer almıştır. Çocuk Vakfı, varoluş gerekçesini yeniden adlandırarak çocuk hakları alanında medeniyet merkezli yeni bir çocuk okumasına yönelik katkılarını nasıl ortaya koyabileceğini planlamaya yöneldi. Çocuk Hakları Okulu'nda yalnızca Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin açılımı ve yorumunu hedeflemiyoruz. Çocuğa yönelik bütün hakların hayata nasıl geçirileceğini, çocuğa dair doğru soruları sorarak çocuk hakları kültürünü yaygınlaştırmaya çalışacağız. Yalnızca sorunlu çocuklar için değil mutlu büyüyen çocukların da haklarını gözeten yaklaşım çocuğa felsefi yönelişimizin esası olacak. Programlarımıza katılacak kişiler öncelikle çocuk alanında çalışan meslek grupları ve çocuk'ta buluşan duyarlı kişilerden oluşacak. Çocuk Hakları Okulu'nda çocuk merkezli hakların eğitim ve öğrenimine ağırlık vereceğiz.
Ülkemizde yetişkinlerin kendi haklarının neler olduğunu bilmeden yasaların düzenlenmesi ve uygulamaya geçirilmesi de mümkün olmamaktadır. Oysa öncelikle insan hakları temelinde hak arama, demokrasi kültürü içinde bireyin kendi haklarını bilme, talep etme, hayata geçirme aşamalarında bilinç düzeyini yükseltmeye katkıda bulunmak hepimizin görevidir. Çocuk hakları alanında duyarlılığın oluşturulması ile çocukla ilgili ihlallerin izlenmesi yanında müdahale edilmesine ve çözümler üretilmesine de önemli katkılar sağlayacaktır.
İnsan hakları temelinde kadın ve çocuk hakları ayrımının yapılmış olması ancak özne olarak kadın ve çocuğa vurgu yapılması amacı ile sözkonusu olabilir. Çocuk Hakları Okulu'nun birinci dönemini "İnsanın Çocukluk Dönemi Hakları" üstbaşlığı altında düzenlemeyi bu anlayış çerçevesinde uygun gördük. 20 Kasım 1999 - 19 Şubat 2000 tarihleri arasındaki ilk dönemde insan hakları temelinde çocukluk dönemi haklarının ve savunucularının biraraya getirilmesine çalıştık. Bu biraraya gelmenin sürdürülebilmesi çocuk'ta buluşma hareketinin başlaması ve çocuk hakları savunucularının ortaya çıkmasına bağlıdır. Çocuk haklarını teorik, pratik ve felsefi anlamda olduğu gibi Türkiye ve dünya çocuklarının sorunlarını yorumlayarak işe başlayacağız. İnsan hakları temelinde çocuk hakları merkezli duyarlı ve bilinçli çocuk öncüleri bu alandaki ihlalleri izleyici grubun oluşturulmasına da öncülük edecektir. İnsan Hakları On Yılı Eğitim Programını da dikkate alarak Çocuk Hakları alanında eğitim verecek çocuk entellektüellerinin yetişmesine katkımız olabilirse sevineceğiz. Çocuk Hakları Okulu üçer aylık dört dönemden oluşacak. İnsanın Çocukluk Dönemi Hakları, Çocuk Hakları Sözleşmesinin Açılımı ve Yorumu, Çocuk Haklarının Gündemi, Benim Haklarım Nerede? ilk üç dönem yetişkinlere, dördüncü dönem ise çocuk ve yetişkinleri birlikte kucaklayacak. İlk dönemde katkılarını sunacak 14 öğretim üyemize tekrar teşekkür ediyoruz. Programlar, açıkoturum, konferans, ders ve interaktif toplantılar ve seminerler biçiminde düzenlenecek. Okulun bünyesinde Çocuk Bilgi Merkezi, Çocuk Hakları Kütüphanesi ve sesli, görüntülü, basılı yayın alanlarında Çocuk Hakları Kültürü Dizileri hazırlanacak.
Çocuk Hakları Okulu'nun uzun dönem hedefini de sizlerle paylaşmaktan sevinç duyuyoruz: Çocuk Hakları Okulu bünyesinde yetişecek ve çocuk gerçeğinde buluşacak herkesle Türkiye'nin Toplumsal Çocukluk Projesini hazırlayacağız. Açık anlamı ile Türkiye'nin geleceğini planlayacak düşünce hareketinin öncülerinin yetiştirilmesine katkı sunabilirsek görevimizi biraz olsun yapmış olmanın sevincini yine hep birlikte yaşayacağız.
Çocuk dünyasının sorunlarının çok olduğunu biliyoruz. Hiçbir sorun çözümsüz değildir. Çocuk'ta buluşmak bize heyecan veriyor. Çocuk Hakları Okulu'nu ÇOCUKLARA ve çocukların acılarını hafifletecek çocuk öncülerine adıyoruz. Herşeye rağmen umut var ve hep olacak. Çünkü hayatın özü olan çocuk var ve birlikte çocuksu yolculuğa çıkmağa kararlı sizler buradasınız.
Bize bu çocuk buluşmasını bağışladığınız için hepinize teşekkür ederiz.



ÇOCUK HAKLARI OKULU
I. DÖNEM PROGRAMI
(20 Kasım 1999 - 19 Şubat 2000)
İNSANIN ÇOCUKLUK DÖNEMİ HAKLARI

AÇILIŞ PROGRAMI
20 Kasım 1999, Cumartesi, Saat: 11.00

İLKDERS
Gerçek Hayat Bilgisi: Çocuk Hakları
Mustafa Ruhi Şirin
"Oltayla Konuşan Balık"
Nisan Erdem Resim Sergisi Açılışı 12.30

KONFERANS
27 Kasım 1999, Cumartesi, Saat: 13.00
İnsana Bakışın Felsefî Temelleri
Prof. Dr. Teoman Duralı

KONFERANS
4 Aralık 1999, Cumartesi, Saat: 13.00
İnsan Hakları Bağlamında Çocuk Hakları
Prof. Dr. Hüseyin Hatemi

KONFERANS
11 Aralık 1999, Cumartesi, Saat: 13.00
İnsan Haklarının Felsefî Temelleri
Yrd. Doç. Dr. İzzet Özgenç

KONFERANS
18 Aralık 1999, Cumartesi, Saat: 13.00
Güzel Bir Dünyada Yaşama Hakkı
Dr. Turgut Cansever

AÇIKOTURUM
25 Aralık 1999, Cumartesi, Saat: 13.00
Demokrasi ve İnsan Hakları Kültürü
(İnsan Hakları, Birey, Hukuk, Devlet)
Murat Belge, Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Etyen Mahcupyan
Yöneten: Dr. Aydın Gülan

KONFERANS
1 Ocak 2000, Cumartesi, Saat: 13.00
Çocuk'ta Buluşmanın Anlamı
Mustafa Ruhi Şirin

KONFERANS
15 Ocak 2000, Cumartesi, Saat: 13.00
Çocukluk Tarihi ve Çocuk Hakları
Kürşat Bumin

AÇIKOTURUM
22 Ocak 2000, Cumartesi, Saat: 13.00
Dinlerin ve Medeniyetlerin Çocuğa Bakışı
(Çocuklar İçin Ortak İyi)
Yusuf Altıntaş, Dr. İshak Bıçakçı
Prof. Dr. İbrahim Cânan, Tuna Zenginel
Yöneten: Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre

DERS
29 Ocak 2000, Cumartesi, Saat: 13.00
Çocuğun Görüşünün Alınması / Katılım İlkesi
Yrd. Doç. Dr. Aydın Gülan

DERS
5 Şubat 2000, Cumartesi, Saat: 13.00
Çocuğun Öncelikli (Yüksek) Yararının Gözetilmesi İlkesi
Betül Onursal

DERS
12 Şubat 2000, Cumartesi, Saat: 13.00
Çocuk Hakları Alanında Ayrımcılığa Karşı Olma İlkesi
Dr. Selçuk Soybay

KONFERANS
19 Şubat 2000, Cumartesi, Saat: 13.00
Çocuk Kimdir?
Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu



ll. DÖNEM PROGRAMI
(22 Mart 2000-14 Haziran 2000)
ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ'NİN AÇILIMI VE YORUMU

ÇOCUK PLATFORMU

22 Mart Çarşamba, Saat:17.30
Çocuk Hakları ve Etkileşim
NAZAN ÜRKMEZ
(YÖRET)
FADİME YASLAN
(YÖRET)
*
29 Mart Çarşamba, Saat:18.30
Çocuğun Güzel Bir Dünyada Yaşama Hakkı
Dr. TURGUT CANSEVER
*
5 Nisan Çarşamba, Saat:17.30
Çocuğun Cinsel İstismarı ve Bu Çocuklarla Görüşme Teknikleri
Dr. NEYLAN ZİYALAR
(İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Öğretim Üyesi)
*
12 Nisan Çarşamba, Saat:17.30
Çocuğun Cinselliğinin Sömürülmesine Karşı Hukuksal Koruma
Prof. Dr. RONA SEROZAN
(İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi)
*
19 Nisan Çarşamba, Saat:17.30
Çocuk İstismarı Konusuna Genel Yaklaşım
Prof. Dr. OĞUZ POLAT
(Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Bölümü Başkanı
ÇİKORED Başkanı)
*
26 Nisan Çarşamba, Saat: 17.30
Çocuğun ve Gencin Psikolojik İstismarı
Prof. Dr. BETÜL AYDIN
(Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi)
*
3 Mayıs Çarşamba, Saat: 17.30
Lösemi (Kan Kanseri) Hastalığının Tanı ve Tedavisinde Son Gelişmeler
Doç. Dr. BÜLENT ZÜLFİKAR
(Çapa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi
Türkiye Hemofili Derneği Başkanı)
*
10 Mayıs Çarşamba, Saat: 17.30
Çocuğa Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi
Dr. SELÇUK SOYBAY
*
17 Mayıs Çarşamba, Saat: 17.30
Türkiye'deki Mülteci Çocuklar
ALİ EMİN
(BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Çocuk Sorumlusu)
*
24 Mayıs Çarşamba, Saat: 17.30
Özel Durumdaki Çocukların Hakları (Üstün Yetenekli Çocuklar)
Prof. Dr. ÜMİT DAVASLIGİL
(İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı
Eğitim Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi)
*
31 Mayıs Çarşamba, Saat: 17.30
Çalışan Çocuklar ve Hakları
DİLŞAT PAYA
(Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Baş İş Müfettişi)
AHMET KEMERLİ
(Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Baş İş Müfettişi)
*
7 Haziran Çarşamba, Saat:17.30
Çocuk ve Şiddet
Prof. Dr. ÖZCAN KÖKNEL
*
14 Haziran Çarşamba, Saat: 17.30
Türkiye'de Haberlerin Ağında Çocuk
Doç. Dr. EDİBE SÖZEN
(İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi)
Doç. Dr. NURDOĞAN RİGEL
(İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi)



ÇOCUK HAKLARI OKULU
ÇOCUK PLATFORMU

İlk Buluşma Tarihi: 19 Ocak 2000, Çarşamba Saat: 18.00
Çocuk Platformu, 19 Ocak 2000'den itibaren her çarşamba günü saat 18.00'de çocuk dostları çocuk gündeminde buluşacak. Her hafta çocuk alanında uzmanlar çocuk platformuna davet edilecek ve çocuklar için biraraya gelme çağrısı yapılacak.


İLK DERS

GERÇEK HAYAT BİLGİSİ:
ÇOCUK HAKLARI

Mustafa Ruhi Şirin
Çocuk Vakfı Başkanı

Her çocuk medeniyet ölçekli bir kültürün yani toplumun içine doğar. Ona bağışlanan çocukluğun mucize alfabesi ile hayatı öğreten aynayı keşfeder. Çocuğun hayatı keşfetme ve anlama çabası hem içe hem de dışa bakmanın ölçülerini taze ruhuna alıştırır.
"Kim gösterecek çocuğu, olduğu gibi?
Onu kim yerleştirecek yıldızlar içre
Uzaklık ölçüsünü kim koyacak eline"
Herkes Rilke kadar çocuğa dair yakıcı sorular soramaz. Ama herkes çocuğu tanımaya ve anlamaya yönelebilir. Çocuğu tanımanın ilk şartı ise 'çocuk bakışı'nı kavramakla mümkün olabilir.
Çocuk bakışı, çocuk dürbünü ile çocuğa felsefi yöneliş için gerekli olduğu kadar çocukluğun mucize alfabesinin vazgeçilmez okuma yöntemidir. Çocuğun ilahi mimarisini yani yaratılış yasalarını tanımanın anlamaya dönüşmesi de ancak böyle gerçekleşebilir.
Çocukluğun kozası her çocukta farklı biçimde ancak benzer çocuk dili ile örülür. Çocuk dili ilahi mimarinin çizdiği çocuk atlasının şifrelerini de öğretir bize. Çocuk zamanı ne geçmişe ne de geleceğe aittir. Çocukluğun yüzü geleceğe dönüktür ama zamanı şimdiki zamandır.
Çocuk geçmişle ilgilenmez, o şimdi'dir ve tereddütsüz biçimde hayatla ilişki içindedir. Ona balık tutmayı ve denize bakmayı öğretme zamanı da şimdiki zamandır.
Çocuk en büyük evet'tir, şimdi'dir ve asla geleceğe ertelenemez.
Çocuklara balık tutmayı öğretmek...
Bu cümlenin açık anlamı gerçek hayat bilgisi ile örtüşüyor. Sorun ise başka bir yerdedir: Çocuklara balık tutmayı kim öğretecek? Rilke'nin çağrısına uyanlar. Yani çocuğu olduğu gibi gösteren, tanıyan ve anlayan herkes.
Çocuk, iki yüz yıllık pedagojik bir ütopya. Yetişkinlerin dünyasından çocuğu uzaklaştıran okul aynı zamanda yeni çocukluğun tasarımını gerçekleştirmekte de gecikmedi. Çocukluk bu yüzden görecelidir; medeniyet dairelerine göre değişen çocuk anlayışları daima olacaktır. Dünyada tek bir çocuk anlayışından sözetmek imkansızdır.
Yeni çocukluk yetişkinlikten koparılmış bir çocukluktur. Zayıflıkları ve korunmaya muhtaç olmaları nedeni ile yetişkinliğe yapışık bir çocukluk. Eksik bir yetişkin olmadığı gibi kendine özgülüğü olan özel bir büyüme ve gelişme evresidir. Erken yetişkinleştiği ise doğrudur. Aslında modern çocuk paradigması aynı zamanda modern yetişkinlik paradigmasına dönüşmüştür. Çocuklar yetişkinleşirken yetişkinler de çocuklaşmaktadır. Bunun anlamı ise şu: Çocukluk giderek yok oluyor. Bu nedenle de önem kazanıyor, yükselen bir değere dönüşüyor. Çocukluğun korunması gereken bir değere dönüşmesi, içinde bulunduğumuz yüzyılın sözleşmeli çocuk anlayışının temelini oluşturmaktadır. Yeni çocukluğun, şemsiye çocuk yasası ile anayasası olan bir çocukluk olduğu doğrudur. Ancak çocuk hakları deyimi henüz "kesinlikten" yoksundur.
Çocuk Hakları Sözleşmesi de evrensel bir çocuk teorisi midir? Çocuklara yönelik yaptırım gücü olmayan bir manifesto mudur? "Özel insan haklarına çocukların sahip olduğu yaklaşımı ile çocuk hakları şemsiye yasası mıdır? İnsan Hakları Bildirgesi'nin oluşturduğu insan hakları hukukunun ayrılmaz bir parçası mıdır? Tereddütsüz evet. Çocuk Anayasası teorik çerçeveden çıkarılmış mıdır? İhlallere karşı müeyyide uygulanacak düzeye gelinmiş midir? Müdahale ve uygun çözümü bulmadan yeterli bir duyarlılık oluşturulmuş mudur? Tereddütsüz hayır!
Bu evet/hayır ikilemi yanında Çocuk Hakları Hareketi içinde iki farklı hatta birbirine zıt ve muhalif iki çocukluk anlayışı birbirini tamamlamaktan ziyade çatışmaktadır. Neil Postman bu çocukluk anlayışlarını iki kategoride topluyor: Çocukluğun incitilebilir olmasına rağmen arzulanır olduğuna inanan ve çocukları ihmal ve suistimalden korumak isteyen çocuk yaklaşımı, yetişkinlerin çocuklara nezaret etmesini, onları denetlemesini reddetmekte ve çocukluğun sona ermesini haklı çıkarmak için bir "felsefe" öneren çocuk hakları anlayışı. İncitilebilir Çocuk Hakları yaklaşımı, ailenin sorumluluğu başarısızlığa uğradığı zaman kamu otoritesinin müdahalesini savunmaktadır. Tarihi 19. yüzyıla kadar uzanan bu yaklaşım, çocuk emeği yasalarına, çocuk suçluluğu düzenlemelerine ve diğer insani korumalara yolaçan geniş bir görüş açısını içermektedir. İkinci çocuk hakları anlayışı bir sosyal kategori olarak 'çocuklar'ın kendi içinde baskıcı bir fikir olduğunu ve çocukların kısıtlamalardan kurtarılması için herşeyin yapılması gerektiğini savunmaktadır. Bu görüşün birinci görüşten çok daha eski bir görüş olmadığı, kökenlerinin sözcüğün modern anlamıyla "çocuklar"ın olmadığı Karanlık ve Orta Çağlarda bulunabileceğini ileri sürenler hiç de az değildir.
İki farklı çocuk yorumu yanında çocuk hakları alanında da iki felsefi yaklaşımdan sözedebiliriz: Çocuğu hem sabit hem de değişmez ve çocukluğu korunması gereken özel bir evre kabul edenler çocukların özel haklarını yetişkin hakları ile eşit hatta daha fazla ve daha az görmeyen yaklaşımdan oluşuyor. İkinci eğilimin öncüleri özgürleştirici olmayı öne çıkarırken aynı zamanda katılım ilkesi çerçevesinde çocukların oy kullanma dahil politik haklarında da ısrar etmektedirler. Çocuğu bireysel hakları yanında toplumsal sürece dahil etmeyi öngören bu görüşü savunanlar aslında Çocuk Hakları alanında yaygın olan korumacılık anlayışı ile çelişmiyorlar. Koruyucu hakları savunmayı özgürleştirici hakların sağlanmasına engel görmedikleri gibi koruyucu hakların savunulmasını güçlendirdiğine tezlerinde yer veriyorlar. Koruyucu hakları savunanlar çocukların katılım sürecinde etkin olmaları yerine onlar adına karar vermeyi tercih ediyorlar. Çocuklara balık tutmayı öğretebilecek görüş bu nedenle özgürleştirici eğilimle örtüşmektedir. Çocuğu daha çok özne kabul eden, katılımı öne çıkaran bu çocuk anlayışı çocuğu birey yani kendi olmaya hazırlamaktadır. Bu ise kendini ifade edebilen, düşünen, sorgulayan bir çocukluk fotoğrafıdır. Ancak bu yaklaşım çocuğun çocukluktan erken uzaklaştırılması anlamlarını içeriyorsa çocukluk ideolojikleştirilme sürecine çekilmiş olur. Etkin bir çocukluğa evet ancak Richard Farson'ın savunduğu biçimi ile çocuğun ekonomik ve politik güç hatta kendi çevresini seçme hakkına da tereddütsüz hayır.
Çocuk Hakları'nın içerik açısından dört başlık altında sınıflandırılmasını yapanlar ise çocuğun özne durumunun değişmediğini adeta belgelendiriyorlar. Koruyucu Hakları: Çocukları yetersiz ilgiden, ev içindeki ihmal, fiziksel veya duygusal kötü muamele veya herhangi bir tehlikeden koruyucu haklar. Yetişkin Hakları: Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde ifadesini bulan haklar bütününü esas almazsak yetişkinlerin sahip olduğu haklara çocukların sahip olması. Sosyal Haklar ve Çocuk Refahı: Beslenme, tıbbi hizmet, barınma ve eğitimden yararlanma haklarının temini. Ana-Babalara Karşı Hakları: Reşitlik yaşına kadar ana-babaları karşısında daha bağımsız olma anlayışının gerçekleştirilmesi. Çocuk bu hakları bilme hakkına nasıl sahip olacak? Çocuk Hakları öğretisinin açılımı bu açıdan zorunludur. Çocuk, haklarını bilme, isteme, gerçekleştirme bilincine ve davranışına ulaşarak çocuk hakları kültürü ile yaşadığı hayatı ilişkilendirmeyi başarabilmelidir.
Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuklar için ortak kabullerdir ancak bu ortak kabullerin sınırı yoktur. Çocuklar için ortak iyi'nin elde edilmesi bu belgede öneri biçiminde yer alıyor. Bugün artık şunu çok iyi biliyoruz: Çocuk Hakları, çocuk merkezli hakların bilgisini davranışa dönüştürmedikçe varolamaz. Çocuk Hakları, gerçek hayat bilgisine ise eğitimle dönüşebilir. Aile, ilk Çocuk Hakları okuludur. Öznesi çocuk olan bir okul ise ikinci Çocuk Hakları Okulu. Her iki okul da hayata girişin haklar alfabesini öğretmedikçe bu adlandırma içerikten yoksun kalmaya mahkum olacaktır.
Çocuklarımız bizim istediğimiz bir dünyayı mı kurmalıdır? Yoksa kendi kararlarını alabilecekleri ihtiyaç duydukları donanımla yetişmelerini sağlayarak, kendi yollarını kendi kararları ile belirleyebilecekleri bir bilinç, irade, ahlak ve vicdan sahibi olarak yetişmeleri mi sağlanmalıdır? Birinci sorunun cevabı çocuklara balık vermeyi gerektiriyor. İkinci soru ise çocuklara balık tutmayı öğretmeyi. Haklarını bilen bir çocukluk ile hem çocuklarımızı gelecek zamanlara göre yetiştirirmiş olacağız, hem de geleceğimizi şimdiden eğitmiş olacağız. Çocukluğun maması ve gerçek hayat bilgisi olan çocuk haklarının dünyada mutlu bir çocukluğun kozasını örebilmesi ise çocuk'ta ve çocuk gerçeğinde buluşmakla mümkün olabilir.